27/12/2008 · Kategori: Velilere

TIRNAK YEME

29/12/2008 ·


TIRNAK YEME

Tırnak yeme alışkanlığına çoğunlukla 3-4 yaşlarından önce başlamaz. (Çok ender olarak 5 aylık gibi erken bir dönemde görülebilir). Çocukların %33 de tırnak yeme davranışı görülür. Bu oran erken ergenlik çağına kadar sürer. Ergenlik çağında tırnak yiyen çocukların sayısı %40-45’e yükselir. Yani ergenlik çağına doğru çocukların hemen hemen yarısı tırnak yeme davranışı gösterir. Bunun nedeni olarak gençlerin çevreden onay görmemeleri olarak değerlendirilir. Ayrıca tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Bunun içinde tırnak yemenin bir taklit olduğu ve büyükleri taklit etmek suretiyle öğrenildiği ileri sürülmektedir. Ergenlik çağında sosyal onay görenlerin çoğu bu alışkanlığı terk etmektedir.

Tırnak yemek bazen ayak parmaklarını ısırmakla ve ayak tırnaklarını el parmaklarıyla yakalama ile ilişkili görülmektedir. Ayak parmağı tırnağının yenilmesi ve ısırılması hemen hemen sadece kızlarda görülmektedir.

Tırnak yeme alışkanlığının sebepleri    

Bu davranışın altında yatan sebepler parmak emmede olduğu gibi çoğunlukla psikolojik rahatsızlıklardır.

Alışkanlık daha çok baskı altına alınmış heyecanların ilgilendiği durumlarla olup, çocuk bunun arzu edilmeyen bir davranış ve alışkanlık olduğunu anlayınca kökleşmekte olduğu görülmektedir.

Tırnak yeme bir güvensizlik belirtisi olarak kabul edilir. Aile içinde aşırı baskılı ve otoriter bir eğitimin uygulanması, çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi, kıskançlık, yeterli ilgi ve sevgi görememe sıkıntı ve gerginlik başlıca nedenlerdir.

Anne babanın yaşantısı da önemli bir etkendir. Anne baba geçimsizlikleri anne babanın sık sık kavga etmesi ailedeki sorunlar çocuklarda tırnak yeme gibi davranışlara neden olur. Bunun yanı sıra anne babanın aşırı kaygılı olması çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması ayrıca anne babanın çocuklar arasında ayrım yapması çocuklar arasında kıskançlığa yol açar. Bu da dolaylı şekilde kendini tırnak yeme olarak gösterir.

Tırnak yeme daha önce belirttiğimiz gibi taklit yoluyla da edinilebilen bir davranıştır. Ailede herhangi bir bireyin tırnak yeme davranışı göstermesi doğal olarak çocuğun ilgisini çekecektir. Ayrıca tırnak yeme davranışı olaylara bağlı olarak gelişebilmektedir. Çocuğu tedirgin eden herhangi bir olay veya çevrede onun için hoşnutsuzluk yaratacak herhangi bir durum bu davranışı göstermesine yol açar.

 

                                                                                                          Ne yapılabilir

·         En etkili yöntem 3-4 yaşlarına kadar bu alışkanlığın anne baba tarafından görmezlikten gelinmesidir. Daha sonra bu alışkanlık devam ederse;

·         Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılmalı ve bunlar saptanarak çözüm getirilmeli

·         Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin uygulanması yararlı olmamaktadır. Hatta kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir.

·         Çocukları korku kaygı yaratacak durumlardan uzak tutmak gerekir.

·         Küçük çocukların kaygı korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.

·         Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken eski hafif eldivenleri giydirmek. Çocuk gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir.

·         Parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir.

·         Çocukların ilgisi başka yöne çekilebilir. Sinema, televizyon izlerken veya radyo dinlerken onun ağzını çiğneyecek bir şeyle meşgul etmek tırnak yemenin ve ısırmanın yerine gelecek bir etkinlik olabilir.

·         Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.

·         Tırnak derin kesilebilir. Çocuğun kendi tırnak bakımıyla uğraşması da yararlı olabilir. Bunun içinde çocuğa manikür ve pedikür malzemeleri alınabilir.

Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır. Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir. Çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

27/12/2008 · Kategori: Velilere

altını ıslatma

28/12/2008 ·

   Genellikle çocuklar mesane kontrolü gerçekleşinceye kadar, yani ortalama olarak 2-3 yaşlarına kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Gündüz kontrol 2 yaş dolaylarında, gece kontrol ise 3,5-4.5 yaş arasında kazanılır. Çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolünü kazandıkları 4 yaşından sonra hala alt ıslatmanın devam etmesi " enuresis" adını alır.

    Enuresis en sık görülen davranış bozukluğudur. İki biçimde görülebilir.

    Bunlardan ilki, birincil enuresisdir ki bu, sinir kas kontrolünün gelişmesindeki gecikmeden kaynaklanabilir ve doğumdan başlayarak süre gelir. Bu gecikme anne babanın düzensiz ya da yetersiz tuvalet eğitiminin bir sonucu olarak da oluşabilir. Birincil enuresis zamanla kaybolur ve yavaş gelişen bu çocuklar, tuvalet kontrolünde arkadaşlarının seviyesine ulaşırlar. Birincil enuresis yatak ıslatma sorununun yaklaşık %75-80 ini oluşturur. Geri kalan enuresis %25-30 oranındaki enuresis ikincil enuresis adını alır. Bu tür alt ıslatma olayında tuvalet kontrolü oluştuktan sonra bir gerileme söz konusudur. ikincil enuresis tipik olarak yeni bir kardeşin doğumu ya da yeni bir eve taşınma gibi bazı ruhsal gerginlik durumlarında ortaya çıkar. Bu etkenler çocuğun bir süre için daha olgunlaşmamış davranış biçimlerine dönmesine neden olur. Bazı uzmanlara göre, özellikle bu gerileme türü, çocuğun annesine olan öfkesinin sembolik bir ifadesi olarak yorumlanabilir.

    Enuresis sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan, aile içinde yeterli duygusal etkileşimden yoksun, nörotik ve uyumsuz çocuklarda daha sık rastlanır. Çeşitli ruhsal etkenler enuresisin oluşumunda başlıca neden olarak sayılabilir. yaptığımız incelemeler, alt ıslatma sorunuyla çocuğun duygusal dünyası arasında yakın bir ilişkinin olduğunu ortaya koymaktadır.Aşırı sevgi ve hoşgörü, yetersiz ilgi, kıskançlık gibi nedenlerden kaynaklanan bu gerileme (regression) davranışı, tırnak yeme, parmak emme gibi birtakım başka gerileme davranışlarıyla, bebeksi hareketleri ya da konuşmaları da beraberinde getirebilmektedir. Çocuğun duygusal dünyasını büyük ölçüde etkileyen ev ortamı, alt ıslatma konusunda büyük rol oynamaktadır.

ALT ISLATMA

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

27/12/2008 · Kategori: Velilere

çocuklarda davranış bozuklukları

YALAN

Günlük yaşamımızda hemen hemen hepimiz yalana başvururuz.Örneğin, arkadaşımıza "bugün seninle olmayı canım istemiyor" yerine,"işim var" deriz.  Çünkü gerçeği söylersek onu inciteceğimizden korkarız. Yalan herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Genellikle kendi yalanımızı gerekli, diğer insanların söylediği yalanı büyük yalan olarak görürüz.

Başkalarını bilerek aldatmak amacıyla söylenen yalanlar,gerçek yalanlardır. Aslında çocukların yalanları, yetişkinlerin yalanlarının yanında masum kalır. Çünkü; onların yalanları aldatma amacı gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği için, gördüklerini çarpıtarak anlatır ve uydurur. Kimi ana-baba çocuğun olmamış şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar. Bunları dinlemek ve olduğu gibi kabul etmek yerine çocuğu suçlar. 3-5 yaş çocuğunun hayal dünyası çok geniş olduğu için inanılmaz öyküler anlatırlar ve bu dönemde yalan ile yalan olmayanı ayırt edemezler.

1- Hayali Yalanlar: Küçük çocuklar gerçeği iyi değerlendiremedikleri için uydururlar. Yetişkinler bunları yalan olarak görür.

2-Taklit Yalanlar: Çocuklar ana-babayı örnek alır.Ana-babanın yalanına tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir. Örneğin, doktora gidiyoruz diye gezmeye giden anne-baba çocuğun yalan söylemesine zemin hazırlar.

3-Sosyal Yalanlar: Bunlar en yaygın olan yalanlardır. Bir yere gideceğimiz zaman, gitmek istemiyorsak, "hastayım" deriz.

4-Savunma Yalanları:   Çocuk kendini korumak için yalan söyler. Çocuk sık sık eleştiriliyorsa, sert tepki gösteriliyorsa,mükemmelliğe zorlanıyorsa çocuk yalana başvurabilir. Çocuk doğru söylediğinde"yalan söylüyorsun" diye suçlanan çocukta, bu yalanların alışkanlık haline gelmesine neden olur.

5-Yüceltilmiş Yalanlar: Başkalarının hayranlığını kazanmak için söylenen yalanlardır.

Bazen de çocuklar bir özlemini dile getirmek için yalan söyler. Örneğin, babasız bir çocuğun  "babam var" demesi gibi. Normal yollardan  takdir edilmeyen çocuk, yalana başvuracaktır. "Annem öldü"diyen bir çocuk, kardeş doğumu ile birlikte ilgisiz kaldığı için böyle söylemektedir. 

 

 

Nasıl Önlenir

1- Yetişkinler örnek olmalıdır. Eğer anne-baba başkalarına yalan söyleyecek olursa, çocuğun dürüstlüğün önemini anlaması çok güç olacaktır. Çocuklar hangi yaşta olursa olsun yaşına uygun bir dille doğruyu söylemek gerekir.

2- Aşırı tepki göstermemek gerekir. Yumuşak ve hoşgörülü olmalı ve cezadan kaçınmalıdır. Aşırı tepki göstermek, çocuğun sizin öfkenizden korunmak için, yalan söylemeye devam etmesine yol açar.

3- Çocuklardan başaramayacakları şeyler beklememelidir.

4- Fazla baskıdan kaçınmalı ve koyduğumuz kurallarla çocuğun yaşamını fazla sınırlamamalıyız.

5- Çocuğu yetişkinler araç olarak kullanmamalıdır .Örneğin, anne ya da babanın çocuğa yalan söyletmesi. Annenin "bu yaptığımızı baban duymasın" demesi.

6- Gizli polis gibi çocuğu sorgulamamalı: Örneğin, "Doğru söylersen ceza vermeyeceğim" dedikten sonra, çocuk doğruyu söyleyince "biliyordum" diyerek tepki vermek ya da dayak, çocukta yalanı pekiştirir.Çünkü çocuk doğruyu söyleyince olumsuzlukla karşılaşmaktadır.

7-Çocuğun  diğer çocuklarla kıyaslanmaması gerekir.

8-Ana-baba-çocuk iletişiminin olumlu olması gerekir. Çocuk istek, sıkıntı, kaygı ve endişelerini bizimle konuşabilmelidir. Çocuğu dinlemek ve çözüm yollarını kendisinin bulmasına yardımcı olmak gerekir.

9-Yalan söylediği için çocuğu suçlamamak gerekir."Yalancı" etiketi yapıştırılmış olan bir çocuk, bu etiketin gereklerini yerine getirecektir, çünkü yaptığı işin kendini yansıttığına inanır. Bu davranışı onaylamasak bile, çocuğumuzun kişiliğini bu davranıştan ayrı tutmak gerekir. Salt kendisi olduğu için onu sevdiğinizi çocuğunuzun anlamasına yardımcı olun.

10-Doğrudan emin olmak için kontrol edin.  Çocuğa "ödevin bittimi" diye sormak yerine"ödevini görmek istiyorum" deyin.Bu davranış   hem kontrol edileceği için ödevini düzgün yapmasını sağlar hem de sonucundan çekindiği için yalan söylemez

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

13/12/2008 · Kategori: Velilere

HANGI OYUNLAR COCUKLARIN ZEKASINI GELISTIRIYOR ?

HANGİ OYUNLAR ÇOCUKLARIN ZEKASINI GELİŞTİRİYOR?
13/12/2008

 

Uzmanlar oyun sırasında çocukların öğrenmeye ve gelişmeye çok daha açık olduğunu söylüyor.

Ancak, bilgisayar oyunları değil, arkadaş veya aile ile karşılıklı oynanan oyunlar öneriliyor. Bilgisayar oyunları çocuğun ihtiyacı olan paylaşma ve sosyalleşme gelişimini sağlamada yetersiz kalıyor
* Oyunla çocuk zekasını geliştirmek mümkün mü?

Evet. Zekâ tanımlanması çok karışık ve güç işlevdir. İçerdiği özellikler nedeniyle her zaman gelişmeye açıktır. Bu nedenle, zekâ geliştirmekten söz edilebilir. Bu gelişim doğal olarak çocukluk çağında vardır. Zekâ gelişimi için olmazsa olmaz koşul, uyaranla karşılaşmaktır. Bu nedenle, oyun özellikleri ile ayrı bir yer tutuyor. Bu özellik bir derecede hayal genişliği sağlarken, bir başka sorun gündeme gelmeye başlıyor. Artık bu tür oyun araçları, oyuncak özelliklerinin yanı sıra, oyun arkadaşlığı da yapıyor. Bu durum ise, çocukların gereksinimi olan sosyalleşme ve paylaşma duygusunun gelişmesi önünde önemli bir engel olarak çıkıyor. Oyun sırasında, duygu ve tepkisi olmayan bir oyun arkadaşı ile oyun oynama gündeme geliyor. Bu durumu sağlıklı bulmak her zaman için olanaklı değildir.

* Yaz döneminde çocukların gününü planlamak doğru mu?

Yaz dönemi tüm çocuklar için sırasında ilgisi ve dikkati artmış bir çocuk gelişmeye daha açıktır. Oyun tek başına iyi zaman geçirme ve eğlenme demek değildir, aynı zamanda öğrenme ve dünyayı tanımadır. Çocuk için oyun, laboratuvar çalışması gibi deneme, öğrenme içermektedir.

* Hangi yaş grubunda hangi oyunlar tercih edilmeli?

Çocuklar kendi gelişim süreçleri ile uyumlu oyunları çok hızlı bir biçimde bulur. Oyun konusunda erişkinler, ancak kendi deneyimleri doğrultusunda yönlendirmeler yapabilir. Oyun konusunda onlara zarar gelmeyeceğini kestirme dışında, anne-baba olarak yönlendirmenin kısıtlı olduğu bir gerçektir. Sosyal ortamlarda ailenin etkisinin göreceli azaldığı ve arkadaş etkisinin arttığını gözlemliyoruz.

* Çocuğun oyun modeline aile mi karar vermeli?

Anne-baba çocuğun doğumunu izleyen ilk günlerden itibaren sunduğu her şeyle kendi istekleri ve beklentileri doğrultusunda hareket ederken, çocuğun yaşının ilerlemesi ile bu davranışları göreceli olarak söner. Çocuğun istekleri ve yönlendirmesi daha fazla yer tutmaya başlar. Ancak, anne babanın yönlendirme hakkı hep saklı kalmalıdır.

* Sokakta oynamak mı, yoksa bilgisayar mı daha yararlıdır?

Oyun o denli önemlidir ki, içine girildiğinde yeri önemini kaybeder. Günümüzde çocukların ev içinde oyun seçenekleri, özellikle elektronik tatil dönemi olmalıdır. Tatil diğer insanlar için ne kadar planlanırsa, çocuklar için de o kadar planlanır. Bu planlamada tatilin eğlence ve dinlenme olduğu göz önünde tutulmalı ve buna göre davranılmalıdır. Çocuğun istek, öneri ve gereksinimleri önemlidir. Anne babalar bu durumu düşünmeli ve planı buna göre yapmalıdır.

* Öğlen uykusu çocuklar için gerekli midir?

Uyku bedenin en önemli ihtiyacıdır ve bu durumun dışarıdan müdahale ile düzenlenmesi nerdeyse olanak dışıdır. Bebeklik dönemindeki uyku gereksinimi yaş ilerledikçe azalır. Zorla uyku uyunmaz. Ancak, özelikle küçük yaşlardaki çocukların yaz aylarının çok sıcak saatlerini dinlenerek geçirmeleri onlar için daha uygundur. Uyumasalar bile, dinlenmek üzere yatırılmaları uygundur.

* Çocuklara sosyal uğraşlar nasıl öğretilir?

Sosyal uğraşılar özellikle sosyal ortamlarda öğrenilir. Bu nedenle, çocukların sosyal ortamlarda bulunmaları desteklenmelidir. Bisiklete binmeyi öğrenmekte zorlanan bir çocuğun peşi sıra bu beceriyi kazanana dek koşturmak, anne baba olmanın zevkli bir aşaması olsa gerek. Bir kez bisiklete binmeyi öğrendikten sonra bir daha böyle bir deneyim ne çocuk ne de anne baba için bir daha yaşanmayacaktı. Tadı çıkarılması gereken bu deneyime katılmak gerekir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

12/12/2008 · Kategori: Velilere

davranış bozuklukları

ÇALMA

Çalma, kendine açıkça ait olmayan bir eşyayı izinsiz olarak alıp ona sahip olmasıdır. Çalma davranışı çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine göre farklı yorumlanmaktadır.

Örneğin; 2 yaşındaki bir çocukta sahip olma kavramı gelişmediği için, her şeyin kendisinin olduğunu düşünür. Senin, benim, onun kavramlarını ayırt edemez. Çocuk zamanla kendisinin olanla olmayanı ayırt etmeye başlar, ama bencil tutumu uzun süre devam eder. 3-4 yaşlarında çocuk sormadan bir şeyin alınmayacağını bilir, ama karşı koyamaz. İlkokulun 1.-2. sınıflarında çocukların birbirlerinin renkli kalem, silgi gibi eşyalarında gözü kalır. Bu yaşlardaki  çocukların diğerlerinin eşyalarını alma davranışları çalma olarak kabul edilmez.

Okul çağlarında görülen ve sık tekrarlayan  çalmalar üzerinde önemle durmak gerekir. 10 yaşından sonra sürekli olarak devam ederse  bu, çocukta ciddi bir duygusal bozukluğun göstergesidir ve profesyonel yardım almak gerekir.

 

Nedenleri

1- Çocuğa yeterli harçlık verilmemesi: Çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmaması

2- Çocuğun hayatında önemli bir yoksunluk: Böylece çalma sembolik olarak ana-babanın sevgi, ilgi eksikliğinin yerini tutar. Sevilmediğini düşünen çocuk, ilgi çekmek için çalabilir. Bazen ana- baba kaybından sonrada ortaya çıkabilir. Genellikle çalma davranışı gösteren çocukların,  alkolik veya suçlu ana-babalar tarafından yetiştirildiği ve ihmal edildiği belirlenmiştir.

3- Çocukta mülkiyet fikrinin gelişmemiş olması:

4- İntikam alma isteği:  Örneğin; başarılı bir çocukla kıyaslanan bir çocuk, ondan intikam almak için eşyalarını alabilir. Çocuk otoriter ana-baba ya da öğretmenden intikam almak için de çalabilir.

5- Ana-babanın çocuğun yaptığı bu davranıştan bilinç altı haz alması: Çocuk bunu hisseder ve çalmaya devam eder.

6-Çocuk özdeşleşmek için kendine kötü örnek seçmiş olabilir: Çocuk bir grubun onayını almak için yapabilir.Amaç çalmak değil,başkalarını yaranmaktır.

7-Özgüvenini artırmak için: Bazı çocuklar kendi güçlerini, erkekliklerini kanıtlamak için yaparlar.

8-Çocuğun anne-baba ile hesaplaşmasının bir yolu olabilir:

9-Depresyon, yeni doğan kardeşe duyulan kıskançlık veya öfkenin çocukta yarattığı stresin göstergesi olabilir.

Nasıl Önlenir

1- Değerleri Öğretmek: Çocuğa dürüstlük ve başkalarının mülküne önem verme öğretilmelidir. Anne-baba bu konuda çocuğa örnek olmalıdır.

2- Örnek Oluşturma: Önce anne-baba çocuğa örnek olmalıdır. Başkasına ait eşyalar alınmamalı, bulunmuş eşyalar geri götürülmeli,diğer insanlar kandırılmamalıdır.

3- İletişimi Güçlendirmek: Eğer evde çocuk yakın ilişkiden yoksunsa, yeterli zaman ayrılmıyorsa, aile bireyleri arasındaki ilişki güçlendirilmelidir.

4- Çocuğa belirli bir miktarda harçlık verilmelidir. Çocuğun gereksinimlerini karşılayabilecek belirli bir harçlık mutlaka verilmelidir.Çocuk ihtiyacı olduğunda tekrar alabileceğini bilmelidir.

5- Mülkiyet hakları: Çocuğa ihtiyacı olduğunda, kendisine ait olmayan bir eşyayı nasıl ödünç alabileceği ve bunu nasıl gerivereceği öğretilmelidir.

6- Etrafta bozuk para gibi cezbedici eşyalar bırakılmamalıdır.

7- Çocuğun kendisine ait eşyaları olmalıdır. Çocuğun en azından bir kaç eşyası olmalıdır. Anne-baba çocuğun eşyalarını kullanacağı zaman ondan izin almalıdır

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

4/12/2008 · Kategori: Velilere

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN BAZI DAVRANIŞ SORUNLARI

OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN BAZI DAVRANIŞ SORUNLARI

VE BUNLARLA BAŞA ÇIKMA ÖNERİLERİ

Okul öncesi yaş grupları, bireyin gelişiminde en önemli ve kritik dönemlerdir. Öğrenmenin çok hızlı ve çok boyutlu bir biçimde devam ettiği bu dönemde, çocukların davranışlarında bazı istenmeyen örneklerle karşılaşılabilir. Bu istenmeyen davranış örneklerinin çoğunluğu çocuğun gelişimsel özelliklerinin sonucudur. Hızlı bir gelişimsel ve öğrenme süreci yaşayan çocuklar, yaşamı deneyimlemeleri sırasında bazı istenmeyen davranış örüntülerini sergileyebilirler. Bu örnekler hepsi çocuğun davranışları açısından kalıcı bir sorun olarak algılanmamalıdır. Ancak aynı davranış örneği, çocuğun daha sonraki yaşamında da kalıcı bir biçimde sürdüreceği davranış bozukluklarının bir başlangıcı olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli ve yaşamsal konu şudur: Çocuğun davranışlarında gözlemlenen ve yetişkin bakış açısıyla sorun olarak nitelenen davranışlar gerçekten bir problem göstergesi midir; yoksa bu davranışlar çocuğun gelişiminin bir parçası mıdır?

Bu yaş grubunda çocukların sergilediği ve sorun olarak nitelenebilecek bir çok davranış olmakla birlikte bunların hepsini, bu çalışmada tartışmak mümkün değildir. Bu çalışma da kısaca şu örnekler ele alınacaktır:

      Saldırganlık      Çalma     Yalan    Alt ıslatma     Tırnak yeme     Kekemelik

Konuya girmeden şu hatırlatmaları yapmak yararlı olacaktır.

  Genelde çok karmaşık olan insan davranışları içinde çocukların davranışları çok daha karmaşık nedenlere bağlı olabilmektedir. Bu çalışmada, konu olan davranış örneklerini tüm boyutları ile ortaya koymak mümkün değildir.
 Yine bu davranışların çok boyutluluğundan dolayı, bu çalışmada önerilecek çözüm önerileri tüm çocuklar için geçerli olmayabilir. Çocukların özgün birer birey oldukları unutulmamalıdır.

Bireyin davranışlarında değişiklik yaratmaya yönelik önerilerin, hemen sonuç vermesi mümkün değildir. Bu çalışmada önerilen çözüm önerilerinin de belirli bir sürece gereksinim duyacağı unutulmamalıdır.
Bir Davranışın Problem Olarak Algılanmasının Ölçütleri
Yetişkinlerin ölçütlerine göre sorun olarak görülen bazı davranışların gerçekte çocuğun gelişiminin doğal bir parçası olduğu belirtilmişti. Bu anlamda hangi davranışın bir soruna işaret ettiği hangisinin normal bir gelişim ürünü olduğunun belirlenmesi çok önemlidir. Bunu yaparken şu ölçütler dikkate alınmalıdır.

  Yaşa Uygunluk: Her gelişim dönemin bazı kendine özgü davranışları vardır. O nedenle bu özellikleri iyi bilmek gerekir. Örneğin, 2 yaş çocuğunda istenileni yapmama eğilimi (negativist) fazladır.

Yoğunluk: Bir davranışın istenmeyen bir davranış olarak kabul edilmesi için o davranışın yoğunluğu ve şiddeti de önemli bir ölçüttür. Örneğin, beş yaş çocuğu için öfke ve huysuzluk doğal bir davranışken, eğer bu davranışlar arkadaşlarına fiziki zarar vermeye kadar varıyorsa bu bir sorundur.

Süreklilik: Davranışın sürekli devam edip etmemesi veya sıklığı da bu davranışın bir sorun olarak algılanması ya da algılanmaması için bir ölçüt olarak kabul edilebilir.
Bu ölçütler dışında çoğunlukla sağlıklı bir değerlendirme yapılmasının önünde bir engelden de söz etmek gerekir bu da Cinsel Rol Beklentileridir. Buna göre yetişkinler bazı davranışları erkekler için hoş karşılarken kızlar için aynı hoşgörüyü göstermezler. Örneğin küfürlü konuşma erkek çocuk için, normal, sevimli, istendik olarak algılanırken; aynı davranış kızlar için uygun bulunmaz.
Genel olarak davranış sorunlarının nedenleri şunlardır:

Dikkat çekmek

Anababaya karşı güç kazanma isteği

  İntikam alma isteği

   Yetersizlik
Davranış bozukluğu gösteren çocuklara karşı genel olarak şunlar yapılmalıdır:

Görmezlikten gelmemek

Karşılıklı saygıyı korumaya çalışmak

  Ona zaman ayırmak

Cesaretlendirmek

Sevgiyi anlatmak

Yaptıklarına aşırı tepkiler vermekten kaçınmak

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

18/11/2008 · Kategori: Velilere

AİLE SAATİ

Huzurlu bir ev için mutlaka "aile saatiniz" olmalı


Her hafta özel bir aile saati ayarlamalısınız kendinize. Beklenmedik durumlar olsa bile bunun gerçekleşmesine özen göstermelisiniz.

Bu aile saati, bir planlama, iletişim, değer öğrenimi ve birlikte hoşça vakit geçirme zamanı olmalıdır. Bu, sizin aile olarak bir arada bulunmanıza yardımcı olan güçlü bir etken olacaktır. Hiçbir mazeret sizi ailenizle birlikte geçireceğiniz bu aile saatinden alıkoymamalıdır. Bakın bir annenin aile saatleri ile ilgili anlattıklarına: "Annem ve babam, ben beş ya da altı yaşlarımdayken, aileleriyle düzenli zaman geçirmenin değerini anlatan biriyle konuştular. Sonra bu bizim evimizde de başladı. Babamın birçok hayat prensibini bizimle paylaştığını hatırlıyorum. Çok etkilenmiştim."

Peki biz bu aile saatlerini nasıl oluşturacağız? O kadar çok iş güç var ki, aileme nasıl zaman ayıracağım diye düşünebilirsiniz. Aile saatlerini oluştururken ilkinde resmi bir saat vermek zorunda değilsiniz. Eğer isterseniz özel bir aile yemeğinde bunları yapmaya başlayabilirsiniz. Hayal gücünüzü kullanın ve toplantıyı eğlenceli bir hale getirin. Bir süre sonra, aile fertleri birden fazla yolla beslendiklerini anlayacaklardır ve aile saatleri oluşturmak kolaylaşacaktır. Çocuklar, ailesel etkinlikleri çok sever. Her çocuk yekdiğeriyle ilgilenen bir ailenin ferdi olmak ister. Ayrıca, bu birliktelik ve paylaşmalar daha sık tekrarlandıkça bir araya gelmek daha da kolaylaşır. Bu toplantıların özellikle de çocuklar üzerindeki olumlu etkisini hayal bile edemezsiniz.

Nitelikli birliktelik için toplanmak şart

Hayatın temel prensiplerini ve ahlâk kurallarını öğrenmek için harika bir fırsattır.

Aile saatleri sorunları pratik yollarla çözmeyi öğrenmek için güzel bir zamandır.

Aile saatleri, ailenin kendisi ile ilgili eğitim için de vazgeçilmez niteliktedir.

Aile saatleri, şiir-hikâye okumaları, masal anlatımları, pandomimler, 'hadi anlat bakalım'larla şenlenen eşsiz zaman dilimleridir.

Yine herkesin her şeyi özgürce söyleyebilmesi ve paylaşabilmesi için müthiş bir fırsattır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

17/11/2008 · Kategori: Velilere

yalan

Eyvah! çocuğum yalan söylüyor

Yalan söylemek, insanın kaygı ve korku duyduğu anlardan kurtulmak için başvurduğu savunma mekanizması, yani kendini koruma yoludur. Zararlıda olsa Zarasızda olsa yalan… yalandır. Sonuçta kişinin kendini aldatması ve bununla birlikte başkalarını da adatmaya çalışmasıdır. Bir hatayı gizleme amacı ile gerçeğe uygun olmayan bu girişim sözle olabildiği gibi bazen de, jest, yazı ve susma ile de olabilmektedir.

Yalan ile hayal gücüne dayalı abartılar birbirine karıştırılmamalı.

Aileler Çocuklarda 6–7 yaşlarına kadar görülen abartılı söylemler ve hayallerle ilgili ifadeleri gerçeğin tam olarak çarpıtılması anlamına gelen yalanla karıştırılmamalıdır. Çocukların gelişim süreci içinde gerçeklik duygusunun oturması biraz zaman alır. Çocuklar anlattıkları olayları biraz abartılı ve zengin hayal güçlerini kullanarak gerçek olmayan abartılı şeyler anlatabilirler. Örneğin; dev gibi bir kedi gördüğünü, sindi bebeği ile konuştuğunu söylemesi gibi. Aileler bu anlatılanlar ile bir uyum davranış bozukluğu olan yalanla karıştırılmamalıdır

Çocuklarda bir uyum ve davranış bozukluğu olarak görülen yalan söyleme davranışının altında yatan sebepler incelendiğinde

Aile içinde veya çevrede çok sık yalan söyleniyor olması

Çocuklar ana-babayı model ve örnek alır. Anne-babalar” yalan söyleme” konusunda da model oluştururlar. Anne-babanın yalana başvurduğuna tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir. Ör; eve gelmek isteyen misafire anne ve babanın gerçeği söyleme yerine “akşam başka bir yere davetliyiz” şeklinde yalan söylemesi birde bu söylemin çocuğun yanında yapılması ebeveynin çocuğunun yalan söylemesine zemin hazırlamış olur.

Anne -babanın ve çevrenin yeterince sevgi, ilgi göstermemesi

Anne - babası ve çevresi tarafından sevilmediği ve ilgi görmediği hissiyle Kendini değersiz hisseden çocuk çevresindekiler tarafından değerli algılanma ve onaylanma ihtiyacıyla, sahip olmadığı bir şeye sahip olduğunu veya yapmadığı bir şeyi yaptığını ifade edebilir.  Örneğin; başının ağrımadığı halde kendini acındıracak bir şekilde baş ağrısı çektiğini söylemesi, okul başarısı düşük olduğu halde anne ve babasına deneme sınavında soruların hepsini yaptığını söylemesi gibi

Çocuk cezadan kaçmak için yalan söyler

Çocukları yalana iten diğer bir neden de ailesi tarafından aşağılanmamak ve cezalandırılmamak için yapmadığı davranışları yapmış gibi ya da yaptığı davranışları yapmamış gibi ailesine aktarabilir.

Örn;  Harçlığını ailesinin istemediği yerde harcayan çocuk, anne –babasının parasını ne yaptığını sorduğunda çocuğun “ parasının çalındığını söylemesi” şeklinde cevap vermesi

Çocuklar özlem duydukları,  olmasını istedikleri şeyler için yalan söylerler

Örn (babasından ayrı yaşayan bir çocuğun her gün babasının kendisini aradığını söylemesi).

Örn (annesiz büyüyen bir çocuğun arkadaşlarına annesiyle yaptıklarından söz etmesi gibi)

Bazen de bunun tam tersi bir tutumla çocuk annesi yaşamasına rağmen öğretmenlerine veya arkadaşlarına, annesinin öldüğünü söylemesi şeklinde gözüke biliyor. Annesinin göstermediğini hissettiği sevgi ve ilginin özlemini cevreden telefi etmeye çalışması şeklinde gözükebiliyor).

Çocuk çevresinin hayranlığını kazanmak için yalan söyler.

Örn (arkadaşlarına fakir olduğu halde çok zengin olduğunu, arabası olmadı halde son model bir arabası olduğunu söylemesi)

Anne–babası sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyler.  

Örn (çocuk, anne babasına ablasının onu dövmediği halde kendisini dövdüğünü söylemesi )

Arkadaşlarının sevgi ve ilgisini paylaşmamak için yalan söyler

Özellikle ilköğretim çağındaki çocuklarda arkadaşlarının ilgisini kendine çekmek için (“Ahmet senle dolaşmak istemiyormuş” bana öyle söyledi diyerek yalana başvurması buna örnek gösterilebilinir.)

Erken çocukluk döneminde aşırı ödüllendirilen çocuklarda yalan söyler

Aşırı ödüllendirilen çocuk, sosyal hayatla tanışmaya başladığında sosyal hayatın içindeki arkadaş, öğretmen vb kişilerden de aynı ödüllendirmeyi bekler. Bunu da elde etmek için yalan söyleme tutumu içine girer. Ya da hiçbir davranışı ödüllendirilmeyen çocuk yalan söyleme gereksinimi duyabilir.

Anne-babanın çocuğu küçümsemesi ve aşağılaması kendi yalanına çocuğunu ortak etme çabası, çocuğundan beklentilerin fazlalığı, yapamayacakları şeylerin istemesi,  çocuğuna doğruyu söyletme adına baskı yapması. Çocuktaki çekingenlik, saldırganlık, aşağılık duygusu, suçluluk duygusu vb etkenler çocuklarda yalan söyleme davranışına neden olmaktadır.

Kızmakla, bağırmakla yalancılık önlenmez insanlar sevdikleri saydıkları, aralarında sağlam ilişki bulunan kimseyi kolay kolay aldatmazlar

Çocuğumuzun yalancı olmasını istemiyorsak…

·         Yalan söylem davranışını iyileştirmek, önlemekten daha zordur. Önemli olan, çocuğu yalana itecek durumlara meydan vermemektir

·         Anne ve babalar çocuklarına model olduklarını akıldan çıkarmamalı ve doğru model olmalıdırlar

·         Ebeveynin söyledikleri ile davranışları arasında tutarlılık olmalı.

·         Anne ve babalar çocuklarını çok iyi tanımalı ve yapabileceğinin üzerinde davranışlar, başaramayacağı şeyler istememeli

·         Çocuklarınızı, kardeşi ve çevresindeki diğer insanlar ile kıyaslamayın

·         Anne-baba çocuğa aşıdı otoriter ve baskıcı bir tutumla yaklaşmamalı

·         Ebeveyn, çocuğu tehdit etmemeli

·         Anne-baba yalanlan söylemlerine çocuğunu ortak etmemeli” bu yaptığımızı annene söylemeyeceksin tamam mı oğlum”

·         Çocuk istek, sıkıntı, kaygı ve endişelerini anne –babası ile konuşabilmelidir. Çocuğu dinlemek ve çözüm yollarını kendisinin bulmasına yardımcı olmak gerekir.

·         Yalan söylemekte ısrar eden çocuğa ulaşmanın yolu, kendisini yalan söylemeye iten sorunların çözülmesine yardım etmek ve yalan söylemeyi gereksiz kılacak bir ortam hazırlamaktır.

·         Çocuğun yalan söylemesine neden olan şeye odaklanmalı, yalanın içeriğine değil

·         Çocuğunuz yalan söylediğinde ona bu söylediğinin yalan olduğunu anladığınızı hissettirmeniz önemlidir. Anne-baba bir avcı gibi çocuğun yalanını yakalamaya çalışmamalıdır. Bu çocuğa güvenmediğinizi gösterir ve çocuk nasıl olsa güvenmiyor diye yalan söylemeye devam edebilir

·         Çocuğa yeterli ilgi ve sevgi gösterilmelidir.

·         Çocuğun yalan söylediğini tespit ederseniz, onu bu durumla hemen yüzleştirip yorum yapmayın.

·         Çocuğunuzu hangi durumlarda yalana başvurduğunu irdeleyin. Mesela; Okul başarısında problemi mi var? Baskıcı otoriter tepkinizden mi çekiniyor?

·         Yalanın her türlüsüne karşı olduğunuzu sadece çocuğunuzu uyararak değil, yaşayarak, örnek olarak da gösterin.

·         Çocuk yalana başvurmadığında, dürüst davrandığında onun bu davranışının ailesi tarafından fark edilmesi ve bu davranışı pekiştirilmesine yardımcı olunmalı.

·         Yalan, bazen bir patoloji (hastalık) belirtisi de olabilir. Ağır psikolojik dengesizliklerde ya da kişilik bozukluklarında yalana rastlanabilir. Bu durumlarda uzman yardımı alınmalı.

·         İnsanın her yaşta takdir edilmeye ve onaylanma ihtiyacı vardır. Çünkü çoğu kez onaylanma ihtiyacı nedeniyle yalan söylüyor olabilir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....